1. HABERLER

  2. SENDİKALAR

  3. MEB Taşra Teşkilatı Da Türk Eğitim-Sen Gerçeğiyle Yakında Yüzleşecek!
MEB Taşra Teşkilatı Da Türk Eğitim-Sen Gerçeğiyle Yakında Yüzleşecek!

MEB Taşra Teşkilatı Da Türk Eğitim-Sen Gerçeğiyle Yakında Yüzleşecek!

Son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı teşkilatında yapılan bazı uygulamalar kamuoyunda ses getirmeye başladı.

A+A-

Son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı teşkilatında yapılan bazı uygulamalar kamuoyunda ses getiriyor.

Ancak yaşananları doğru ortaya koymalı ki, meseleler kolaylıkla anlaşılsın.

Şu anda en çok gündemde olan konuların başında, kamu çalışanları arasında yer alan sendikal rekabet gelmekte.

Özellikle "rekabet" diyoruz. 

Uzun yıllar tek başına iktidar olan Ak Parti hükümetleri döneminde sendikalar arasında Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı sendikaların sayıca yükselişine sahne olduk. 

Ama en amansız baskıların olduğu dönemde bile özellikle Türkiye Kamu-Sen'e bağlı sendikalar üye sayılarını korumayı başardı.

Son 3 yıl verileri incelendiğinde yeni durum daha rahat anlaşılacak.

Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN)’nun 2017 yılı üye sayısı 997 bin 89 iken,  2018 yılında 1 milyon 10 bin 298 yükseliyor. 2019 yılında ise 1 milyon 19 bin 853 üye sayısıyla zirveye otururken, 2020 yılında 1 milyon 13 bin 920 sayısına düşerek, uzun bir süreçten sonra ilk kez düşüş yaşadığını görüyoruz.

Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu(TÜRKİYE KAMU SEN)’nun 2017 yılında 395 bin 250 üyesi bulunurken, 2018 yılında minik bir kayıpla 394 bin 423 üye sayısına geriliyor. 2019 yılında önemli bir sıçramayla 413 bin 339’a, 2020 yılında ise yükselişini devam ettirerek 426 bin 100’e çıkarıyor.

Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Ülkücü-Milliyetçi Cephe tarafından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a tam destek verildi. Bu destek, sonrasında yaşanan seçimlerde yapılan ittifaklarla ete-kemiğe büründü. 

Uzun yıllar yönetimi tek başına götüren devlet bürokrasisi de bu geçiş sürecinden nasibini alacak. Ancak görülüyor ki bu geçiş süreci biraz yavaş işlemekte. 

Bu yavaşlığın bir nedeni de; MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin ilk günden beri vurguladığı "Çıkar ve menfaat gözetmeyen milli politika" anlayışı. Sayın Bahçeli, kamuda kadrolaşma gibi bir amaçlarının olmadığını sürekli vurguladı. Makam-menfaat yönünde gelen taleplere hep karşı duruşu bilindiğinden, bu tür talepler kendisine ulaştırılamadı bile.

Ancak görülüyor ki, birileri bu konuyu yanlış anlamış. Burada vurgulanan kim ne yaparsa yapsın biz karışmayalım anlayışı değil, kamuda ve toplumda liyakat ilkesinin gereğinin yapılmasıdır.

MEB'DE NELER OLUYOR?

Aslında MEB'deki değişim, genel siyasette yer alan değişimlerin bir devamı şeklinde tezahür etmekte. Özellikle Sayın Ziya Selçuk'un göreve gelmesinden sonra önemli adımların atılmakta olduğunu görmekteyiz.

İlk icraatlerden biri aday öğretmenlikte yer alan mülakat haksızlıklarının önüne geçilmesi olmuştu. Ardından, eskiden olduğu gibi sınavla yönetici atama sisteminin tekrar getirilmesi oldu. Yönetici mülakatlarında da sınav puanı esas alındı.

Bu ve benzer uygulamalar sonrasında MEB'de yönetici ve öğretmenler nefes almaya başladı.

Şu anda kamuoyuna yansıyan bir kaç okul müdürü görevlendirmesine bakarak acele karar vermemek gerekiyor. 

MEB merkez ve taşra teşkilatında sendikalar arasındaki dengelenme önümüzdeki günlerde daha da hissedilecek.

Sendikalar; üst düzey bürokrat, yönetici atama-görevlendirme gibi konular yerine daha çok çalışanların genelini ilgilendiren maaş ve özlük hakları gibi ana konulara eğilecek.

Bu arada Türk Eğitim-Sen'in Ankara'da yaptığı üye çalışmaları konusunda önümüzdeki günlerde ciddi bir hamle yapacağı iddia ediliyor.

Bakalım bu hamle sonrasında Şube Başkanları ne ile uğraşacaklar? Boşta olan bir kaç proje okulu görevlendirmeleri ile uğraşacakları yerine, tabandaki sıkıntıları ve talepleri dinleseler daha sağlıklı olacağa benziyor. 

Son sözü de Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan'ın akşam saatlerindeki sosyal medya paylaşımı ile bitirelim istiyoruz:

"Allah’ın izni ile covid virüsünü yeneceğiz.

Ancak, asıl kurtulmamız gereken bir başka musibet ise kamuyu istila etmiş olan ‘ayrımcılık virüsü’ dür.

Kamu çalışanlarını, “benden olan/olmayan” diye ayrımcılığa tabi tutan ve insaf ve vicdanları kurutan bu virüsten kurtulamadığımız müddetçe, ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi fanteziden öteye gidemeyecektir.

Ve bu süreçte, sorumluluk makamlarını işgal ettikleri halde sorumluluk almaktan kaçınanları da tarih kalın harflerle yazacaktır.

Ya Rabbi, Covid virüsü ile sıhhatlerini kaybeden tüm hastalarımıza acil şifalar nasip et.

Ya Rabbi, ayrımcılık virüsü ile kalpleri ve niyetleri kirlenmiş olanları da ıslah et!"

Sencer KAYA

Eğitimci - Yazar

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.