Türkiye'nin yükselişinin arkasında neler var? ( 2025 PISA )

Türkiye'nin yükselişinin arkasında neler var? ( 2025 PISA )

PISA 2025 sonuçlarında Türkiye fen ve okuma alanlarında OECD ortalamasını geçti. Türkiye'nin puan artışının arkasındaki faktörler ve dikkat çeken eşitsizlikler.

Türkiye'nin eğitim performansını uluslararası ölçekte değerlendiren PISA 2025 sonuçları dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Türkiye, üç temel alanda da 2022 sonuçlarının üzerine çıkarken özellikle fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasını aşmasıyla öne çıktı.

MEB verilerine göre Türkiye'nin fen bilimlerindeki sıralaması 34'üncülükten 19'unculuğa, okumada 36'ncılıktan 18'inciliğe, matematikte ise 39'unculuktan 28'inciliğe yükseldi.

Peki bu yükseliş nasıl gerçekleşti?

Türkiye'nin PISA puanlarında dikkat çeken artış

PISA 2025'e 91 ülke ve ekonomiden 760 binden fazla öğrenci katıldı. Türkiye'de ise 203 okuldan 7 bin 702 öğrenci değerlendirmeye alındı.

Türkiye'nin 2022'ye kıyasla puanları da belirgin biçimde yükseldi. Fen bilimlerinde 18 puan, okumada 16 puan, matematikte ise yaklaşık 9 puanlık artış kaydedildi.

Yeterlilik düzeyine ulaşan öğrencilerin oranında da yükseliş görüldü. Türkiye'de bu oran fen bilimlerinde yüzde 81, okumada yüzde 76 ve matematikte yüzde 64 olarak açıklandı.

Bakan Tekin başarıyı hangi faktörlere bağladı?

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sonuçları "tarihi bir başarı" olarak değerlendirdi.

Tekin'in değerlendirmesinde son yıllarda eğitime yapılan yatırımların yanı sıra öğretmen ve derslik başına düşen öğrenci sayısındaki gelişmeler, eğitime erişimi artıran taşımalı eğitim ve yatılı okul uygulamaları ile FATİH Projesi kapsamında oluşturulan dijital altyapı öne çıktı.

Okullarda cep telefonu kullanımına yönelik kısıtlamalar da Bakan'ın dikkat çektiği başlıklar arasında yer aldı.

Ancak uzmanlara göre PISA sonuçları tek başına herhangi bir eğitim politikasının etkisini kesin olarak ortaya koymuyor.

LGS soruları PISA başarısında etkili oldu mu?

Türkiye'deki yükselişi değerlendiren uzmanların üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri LGS'nin son yıllardaki soru yapısı oldu.

Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun ve ERG Politika Analisti Özgenur Korlu, merkezi sınavlardaki soru anlayışının PISA'da ölçülen becerilerle giderek daha fazla örtüştüğü görüşünü dile getirdi.

Özellikle fen ve matematik sorularında öğrencinin bilgiyi doğrudan hatırlamasından ziyade analiz etmesi, yorumlaması ve farklı bir durumda kullanması daha fazla önem kazandı.

Türkçe sorularında da uzun metinler, tablolar ve farklı bilgi türlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren soruların ağırlık kazanması bu değişimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle öğrencilerin daha küçük yaşlardan itibaren benzer soru biçimleriyle karşılaşmasının PISA formatına hazırlık sağlamış olabileceği belirtiliyor.

Türkiye'nin önünde hâlâ ciddi eşitsizlikler var

Ortalamalardaki yükseliş önemli olsa da uzmanlar tablonun tamamının bundan ibaret olmadığını vurguluyor.

Özellikle öğrencilerin sosyoekonomik durumları arasındaki fark dikkat çekiyor. OECD verilerine göre Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 32'si, PISA'ya katılan ülkeler dikkate alındığında sosyoekonomik açıdan en dezavantajlı yüzde 25'lik grupta bulunuyor.

Türkiye'de en avantajlı ve en dezavantajlı grupların fen puanları arasında 81 puanlık fark bulunuyor ve bu farkın 2015-2025 döneminde genişlediği belirtiliyor.

Bu nedenle Türkiye'nin başarısının değerlendirilmesinde yalnızca genel ortalamaya değil, başarının öğrenciler arasında ne kadar yaygın olduğuna da bakılması gerekiyor.

Kız ve erkek öğrenciler arasındaki fark dikkat çekti

PISA 2025 sonuçlarında cinsiyet bazındaki farklılıklar da öne çıktı.

Kız öğrenciler okumada erkek öğrencilerden 22 puan daha yüksek performans gösterirken matematikte erkek öğrenciler kız öğrencilerin 18 puan önünde yer aldı.

Bu tablo, alanlara göre öğrencilerin performans farklılıklarının devam ettiğini gösteriyor.

Dijital becerilerde Türkiye'nin önünde yeni bir sınav var

PISA 2025'in dikkat çeken yeniliklerinden biri de hesaplamalı problem çözme alanı oldu.

Türkiye bu alanda 473 puan alırken OECD ortalaması 500 olarak açıklandı. Aradaki 27 puanlık fark, yapay zeka ve dijital teknolojilerin eğitimde giderek daha fazla önem kazandığı dönemde dikkat çekici bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar ise bu alanın PISA'da yeni olması nedeniyle ilk sonuçların uzun vadeli bir başarı sıralaması şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtiyor.

Yoksulluk ve eğitim koşulları da sonuçların parçası

PISA 2025'te öğrencilerin yalnızca akademik performansı değil, maddi ve sosyal koşulları da daha ayrıntılı şekilde ele alındı.

Yeni göstergelerde uygun kıyafet veya ayakkabıya erişememe, evde banyo imkanının bulunmaması gibi maddi yoksunlukların yanı sıra ücretsiz sosyal etkinliklere ve çeşitli boş zaman imkanlarına erişim de değerlendirildi.

Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 41,6'sı en az bir tür yoksunluk bildirdi.

Bu nedenle eğitimdeki akademik yükseliş kadar öğrencilerin öğrenme koşullarındaki eşitsizliklerin azaltılması da önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye'nin PISA yolculuğunda yeni tablo

Türkiye PISA'ya ilk kez 2003 yılında katıldı. O dönemde fen bilimlerinde 434, okumada 441, matematikte 423 puan alan Türkiye'nin sonuçları 2015'te geriledi.

2022'de fen puanı 476 olurken okuma 456, matematik ise 453 olarak gerçekleşti. 2025 sonuçlarında ise üç alanda da 2022 seviyesinin üzerine çıkıldı.

Ortaya çıkan tablo Türkiye açısından önemli bir ilerlemeye işaret ederken uzmanların mesajı net: Başarıyı yalnızca sıralama üzerinden değil, puanların uzun dönemli değişimi, fırsat eşitliği ve farklı öğrenci gruplarına ne ölçüde yayıldığı üzerinden okumak gerekiyor.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.