“Yurtta barış, dünyada barış” vurgusu: Eğitim-İş’ten ABD ve İsrail’e tepki
Eğitim-İş, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınadı. “Okulları ve çocukları hedef almak insanlık suçudur” diyen sendika, sivillerin ve eğitim kurumlarının hedef alınamayacağını vurguladı. “Yurtta barış, dünyada barış” çağrısı yaptı.
Ortadoğu’da tırmanan gerilimle birlikte Türkiye’den tepkiler gelmeye devam ediyor. Eğitim-İş Genel Merkezi, 1 Mart 2026 tarihli açıklamasında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını sert sözlerle eleştirdi. Sendika, bölgenin fiilen yeni bir savaşın içine sürüklendiğini savunarak, çatışmaların ağır insani sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
“Savaşın bedelini en savunmasızlar ödüyor”
Eğitim-İş, savaşların her zaman olduğu gibi yine en çok sivilleri vurduğunu vurguladı. Açıklamada, savaşın bedelini çocukların, kadınların, yoksulların ve emekçilerin ödediği belirtildi. Çatışmaların genişlemesinin, milyonlarca insanın yaşamını doğrudan tehdit edeceği ve bölgesel yıkımı büyüteceği ifade edildi.
“Okullar hedef olamaz” vurgusu
Sendikanın açıklamasında en dikkat çekici bölüm, eğitim kurumlarına yönelik saldırı iddiaları üzerinden yapılan sert çıkış oldu. Eğitim-İş, bir okulun bombalanması sonucu çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiği ve yüzlercesinin yaralandığına ilişkin iddiaları hatırlatarak, bunun yaşanan yıkımın boyutunu gösterdiğini dile getirdi.
Açıklamada, okulların askeri hesaplaşmaların parçası değil; bilimin, aklın ve geleceğin mekânı olduğu vurgulandı. Çocukların bulunduğu eğitim kurumlarının hedef alınmasının “insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suç” olarak değerlendirildiği belirtildi.
“Hastaneler ve sivil yaşam alanları da hedef alınamaz”
Eğitim-İş, sadece okulların değil; hastanelerin, sivil yerleşimlerin ve yaşam alanlarının da vurulmasının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu ifade etti. Açıklamada “masum insanların hayatını kaybetmesinin hiçbir meşruiyeti olamayacağı” vurgusu yapıldı.
“Güvenlik” ve “önleyici saldırı” söylemine itiraz
Açıklamada, ABD ve İsrail’in “güvenlik”, “önleyici saldırı” veya “demokrasi getirme” gibi gerekçelerle yürüttüğü operasyonların inandırıcı olmadığı savunuldu. Eğitim-İş’e göre bu tür müdahalelerin arka planında jeopolitik çıkarlar, enerji kaynakları, bölgesel güç dengeleri ve küresel hâkimiyet hesapları bulunuyor. Irak’tan Filistin’e, Suriye’den İran’a uzanan çizginin bu tabloyu gösterdiği ileri sürüldü.
“Dış müdahaleyle demokrasi kurulamaz” değerlendirmesi
Eğitim-İş açıklamasında, tabloya tek yönlü bakılmaması gerektiği de belirtildi. İran’da yıllardır süren yönetim anlayışının, demokratik haklar ve özgürlükler açısından sorunlar barındırdığına dikkat çekilerek, bunun ülkeyi kırılgan hale getirdiği ifade edildi. Ancak sendika, bir ülkenin yönetiminin ancak o ülke halkının iradesiyle değişebileceğini vurgulayarak, bombardıman ve savaş yoluyla demokrasi kurulamayacağını dile getirdi.
Atatürk vurgusu: “Yurtta barış, dünyada barış”
Eğitim-İş, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin bugün daha da hayati olduğunu belirtti. Açıklamada, vatan savunması dışında savaş politikalarının tarih boyunca yıkım getirdiği hatırlatıldı. “Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır” görüşü dile getirildi.
Dünya kamuoyuna çağrı
Sendika, açıklamasını çağrıyla tamamladı. Eğitim-İş; çocukların bombaların gölgesinde değil, barış içinde ve güvenli okullarda eğitim görmesi gerektiğini vurguladı. Yaşam hakkı ve eğitim hakkını savunmanın insanlığın ortak sorumluluğu olduğu belirtilerek, dünya kamuoyu “saldırılara ve savaş projelerine karşı çıkmaya” davet edildi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.