Eğitim-Bir-Sen Araştırması: Öğretmenlerin Yüzde 90,7’si Otoritenin Zayıfladığını Düşünüyor
Eğitim-Bir-Sen’in 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırmada akran zorbalığı, öğretmen otoritesi ve siber zorbalığa ilişkin dikkat çeken sonuçlar açıklandı.
Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, okullarda güvenlik ve akran zorbalığına ilişkin dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre öğretmenlerin yüzde 90,7’si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Velilerin yüzde 88’i ise çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmiyor.
Eğitim-Bir-Sen, “Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye’de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri” başlıklı araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Öğrenci, öğretmen ve velilerin görüşlerini bir araya getiren çalışma; okul güvenliği algısı, disiplin sistemi, akran zorbalığının farklı biçimleri, siber zorbalık ve okulların müdahale kapasitesi gibi konuları ele aldı.
Araştırmaya toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Katılımcıların 3 bin 198’ini öğretmenler, 2 bin 315’ini ortaokul ve lise öğrencileri, 2 bin 280’ini ise veliler oluşturdu. Öğretmenlerden 81 ilin tamamından, velilerden 75 ilden, öğrencilerden ise 61 ilden veri toplandı.
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken okul güvenliğinin yalnızca fiziksel şiddet üzerinden ele alınamayacağını belirterek, zorbalığın önlenmesi için kapsamlı politikalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Öğrenciler Okul Güvenliğini Daha Düşük Değerlendiriyor
Araştırmada okul güvenliği algısı 5 üzerinden değerlendirildi. Sonuçlara göre öğretmenlerin okul güvenliği algısı 3,48, velilerin 3,38, öğrencilerin ise 3,24 olarak ölçüldü.
Veriler, öğrencilerin okullarını güvenlik açısından yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendirdiğini ortaya koydu.
Talat Yavuz, okul güvenliğine ilişkin politikalar hazırlanırken öğrencilerin deneyimlerinin doğrudan dikkate alınması gerektiğini belirtti. Öğrencilerin teneffüslerde ve sınıflarda yaşadıklarının, dışlandıklarında kime başvurabildiklerinin ve yardım istediklerinde sonuç alabileceklerine inanıp inanmadıklarının önemli olduğunu ifade etti.
Yavuz, araştırmanın Türkiye’deki bütün okulların güvensiz olduğu anlamına gelmediğini, ancak akran zorbalığının sıradanlaştırılmasının da doğru olmadığını vurguladı.
Öğretmenlerin Yüzde 90,7’si Otoritenin Zayıfladığını Belirtiyor
Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri öğretmen otoritesine ilişkin değerlendirmeler oldu.
Öğretmenlerin yüzde 90,7’si, mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşündüğünü belirtti. Buna karşılık öğrencilerin yüzde 71,8’i, velilerin ise yüzde 86’sı öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli gördüğünü ifade etti.
Yavuz, bu sonuçların öğretmenlerin mesleki otoritesinin nasıl desteklendiği konusunu gündeme getirdiğini söyledi.
Öğretmen otoritesinden baskı veya keyfiliğin anlaşılmaması gerektiğini belirten Yavuz, adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir yaklaşımın önemine dikkat çekti.
Disiplin Sisteminin Caydırıcılığı 1,98’de Kaldı
Araştırmada öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin değerlendirmesi 5 üzerinden 2,53 olarak ölçüldü. Disiplin sisteminin caydırıcılığına ilişkin puan ise 1,98’de kaldı.
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, öğretmenlerden zorbalığa müdahale etmelerinin beklenmesinin tek başına yeterli olmadığını belirterek, öğretmenin arkasında işleyen ve destek sağlayan bir sistem bulunması gerektiğini ifade etti.
Araştırma kapsamında disiplin sisteminin yalnızca yaptırım uygulayan bir yapı olmaktan çıkarılması; önleyici, eğitici ve gerektiğinde onarıcı uygulamaları da içerecek şekilde geliştirilmesi önerildi.
Hakaret ve Alay En Yaygın Zorbalık Biçimleri Arasında
Araştırmanın öğrencilere ilişkin sonuçları, sözel ve ilişkisel zorbalığın yaygınlığına dikkat çekti. Hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlama, öğrencilerin karşılaştığı davranışlar arasında öne çıktı.
Öğrencilerin hakaret veya alaya maruz kalma sıklığına ilişkin veriler şöyle sıralandı:
Yüzde 18,1’i ayda bir-iki kez,
Yüzde 10,5’i haftada bir-iki kez,
Yüzde 10,2’si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını bildirdi.
Yavuz, zorbalığın yalnızca fiziksel saldırı olarak değerlendirilmesinin çocukların yaşadığı sorunların önemli bir bölümünü görünmez kılabileceğini belirtti. Sürekli küçük düşürme, lakap takma, sosyal çevreden dışlama ve dijital ortamda hedef göstermenin de çocukların okul yaşamını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Zorbalık Öğrencilerin Okula Güvenini Azaltıyor
Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 35,4’ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini belirtti. Öğrencilerin yüzde 18,3’ü ise etkilenme düzeyini “çok” veya “çok ciddi” olarak değerlendirdi.
Talat Yavuz, zorbalığın öğrencilerin yalnızca kendilerini nasıl hissettiklerini değil, okula ve yetişkinlerin kendilerini koruyabileceğine ilişkin güvenlerini de etkilediğini söyledi.
Araştırmada öğrencilerin yüzde 63,4’ünün başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu belirtmesi de dikkat çekti.
Yavuz, öğrencilerin yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek akran destek sistemlerinin yaygınlaştırılmasını önerdi. Öğrencilere, zorbalığa tanık olduklarında güvenilir bir yetişkine haber verme ve mağdur olan arkadaşlarını yalnız bırakmama konusunda rehberlik edilmesi gerektiğini vurguladı.
Velilerin Yüzde 88’i Siber Zorbalık Konusunda Bilgi Sahibi Değil
Araştırma, okul güvenliğinin dijital ortamları da kapsaması gerektiğini ortaya koydu.
Katılımcı öğrencilerin yüzde 69,9’unun akıllı telefonu, yüzde 58,8’inin kendisine ait sosyal medya hesabı bulunduğu belirtildi. Öğrencilerin yüzde 7,2’si son altı ay içinde çevrim içi ortamda hedef alındığını bildirdi. Günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıktığında bu oran yüzde 14,9’a yükseldi.
Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise velilere ilişkin oldu. Velilerin yüzde 88’i, çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade etti.
Yavuz, çocukların sosyal hayatının okul saatleriyle sınırlı olmadığını belirterek dijital güvenliğin de güvenli okul politikalarının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini söyledi.
Öğrenciler Zorbalığı Bildirmekten Neden Çekiniyor?
Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 24,8’i son bir yıl içinde kendisi veya başka bir öğrenci için zorbalıkla ilgili okula bildirimde bulundu. Öğrencilerin yüzde 21,1’i ise bildirim yapmayı düşündüğü hâlde bunu gerçekleştirmedi.
Bildirim yapmaktan vazgeçen öğrencilerin öne çıkan gerekçeleri arasında “Okul bir şey yapmaz” düşüncesi ve bildirimde bulunmaları hâlinde olayın daha kötüye gidebileceği endişesi yer aldı.
Talat Yavuz, öğrencilerin yalnızca sorunlarını anlatmaya teşvik edilmesinin yeterli olmadığını belirterek bildirimlerin kim tarafından alınacağının, nasıl takip edileceğinin ve bildirimde bulunan öğrencinin nasıl korunacağının açıkça belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Eğitim-Bir-Sen’den Güvenli Okul İçin 12 Politika Önerisi
EBSAM araştırmasından hareketle hazırlanan politika önerilerinde, akran zorbalığının münferit olaylar üzerinden değil, bütüncül bir okul güvenliği yaklaşımıyla ele alınması gerektiği vurgulandı.
Raporda öne çıkan öneriler şöyle sıralandı:
Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi oluşturulması: Zorbalığın tanımı, bildirim, müdahale ve takip süreçlerinin ülke genelinde ortak standartlara bağlanması.
Öğretmenin mesleki otoritesinin güçlendirilmesi: Sınıf yönetimi, sınır koyma ve zorbalığa müdahale kapasitesinin mevzuat, okul yönetimi ve mesleki güvencelerle desteklenmesi.
Disiplin sisteminin yeniden ele alınması: Önleyici, eğitici ve gerektiğinde onarıcı uygulamaların sisteme dahil edilmesi.
Güvenilir bildirim mekanizmalarının kurulması: Bildirim yapan öğrencilerin korunması ve süreçlerin izlenebilir hâle getirilmesi.
Sözel, ilişkisel ve siber zorbalığın erken tespiti: Okul güvenliği politikalarının yalnızca fiziksel şiddete odaklanmaması.
Risk altındaki öğrencilere özel destek sağlanması: Özel gereksinimli, sosyal açıdan kırılgan veya güvenlik algısı düşük öğrenciler için erken müdahale mekanizmaları geliştirilmesi.
Akran destek programlarının yaygınlaştırılması: Öğrencilerin birbirlerine güvenli ve doğru biçimde destek olmasının teşvik edilmesi.
Aile-okul iş birliğinin güçlendirilmesi: Velilere siber zorbalık, erken belirtiler ve doğru müdahale konusunda düzenli rehberlik sunulması.
Dijital güvenliğin eğitim politikalarına dahil edilmesi: Dijital vatandaşlık, çevrim içi saygı, mahremiyet ve güvenli sosyal medya kullanımına odaklanılması.
Okul sosyal hizmet sisteminin kurulması: Sosyal hizmet uzmanlarının ihtiyaç ve risk durumuna göre eğitim sistemine dahil edilmesi.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin güçlendirilmesi: Bu hizmetlerin yalnızca olay sonrasında değil, önleyici çalışmalar ve risklerin erken tespiti için de etkinleştirilmesi.
Düzenli ve karşılaştırılabilir veri toplanması: Okul güvenliği ve akran zorbalığının öğrenci, öğretmen ve velileri kapsayan araştırmalarla belirli aralıklarla izlenmesi.
Araştırmanın hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Emrah Akbaş da raporun içeriği, yöntemi ve sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Eğitim-Bir-Sen’in araştırması, okul güvenliğinin yalnızca fiziksel tedbirlerle sınırlı tutulmaması; öğretmenlerin desteklenmesi, zorbalığın erken tespit edilmesi, dijital güvenliğin güçlendirilmesi ve öğrencilerin güvenle başvurabileceği mekanizmaların kurulması gerektiğine işaret etti.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.